Sayfalar

8 Aralık 2010 Çarşamba

Alıştırmak mı alıştıramamak mı

Henüz taze taze edindiğim bilgileri sizlere sıcağı sıcağına aynen aktarmak isterim, Sabiha Paktuna Keskin yine ters köşe yapmış, ezber bozmuş sağolsun :)))

"Anne çocuk ilişkisini sıklıkla geren noktalardan biri şudur: Alıştırmak alıştıramamak kavramı. Alıştırmak keyfe ya da tekrara bağlı bir durum değildir. Bir davranışa alışmak, ancak beyinde alıştırılmak istenen davranışı yapmaya muktedir sistem ya da sistemler varsa mümkün olabilir. Yoksa bireyin alıştırılabilmesi mümkün değildir.

Oysa anneler, çocuklarını arzu ettikleri bir davranışa alıştırabildikleri zaman kendileriyle gururlanır, alıştıramadıkları ya da arzu etmedikleri bir davranışa istemeyerek alıştırmış olduklarında gereksiz yere kendilerini harap ederler.

Örneğin:
-Ben onu pütürüklü gıdaya alıştırdım.
-Maalesef ben alıştıramadım.
-Bak gördün mü sonunda kucağa alıştırdın.
-Ben hiç kucağıma almadım. Çok şükür benimki kucağa alışmadı.

Çocuk davranışları şüphesiz ki yönlendirilir. Ancak bu konuda analaşılması gereken konu şudur: Ne alıştıran alıştırmıştır ne de alışmayan alıştırılamamıştır. Yani, yalnız alıştırmakla davranışlar ortaya çıkabilseydi ve alıştırmak sadece tekrara bağlı olsaydı 3 aylık bebek de yürütülebilirdi. Bebek yürüme yeteneği gelmeden bir gün önce yürütülemez. Öyle olsaydı fizyoterapi sayesinde spastik çocuk kavramı ortadan kalkardı.

....

Unutulmamalıdır ki "şekillenebilenler şekillenir" mantığının altında, "bir davranışın ortaya çıkabilmesi, gerekli beyin sistemlerinin var olmasıyla mümkün olur"
gerçeği vardır."

Sabiha Paktuna Keskin, Çocuk Davranışlarındaki Korkuyu Tanımak ve Baş Etmek, s.45

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder